• Diyarbakır 1 °C
  • Batman -1 °C
  • Şırnak -2 °C
  • Stockholm 0 °C
  • Van -4 °C
  • Mardin 5 °C

’’Zamanı Değil’’miş!

Abit Gürses

Neden zamanı değilmiş?

Tam aksine, tam da zamanıdır.

Milletlerin bağımsızlığının zamanını tayin edecek, edebilecek bir otorite, bir mekanizma, bir takvim var mıdır? Kimdir, nedir bir milletin bağımsızlık zamanını tayin eden merci veya mekanizma?

‘’Zamanı değil’’, ‘’tehlikelidir’’, ‘’vahim bir hata olur’’ ve benzeri üstü örtülü ve açık tehditlerle Güney Kurdistanı bağımsızlık adımından caydırmak, korkutmak, yıldırmak için oluşan bu koro, Kurdistan’ın kaderi üzerine ahkâm kesen devletler ve siyasiler bu hakkı ve yetkiyi nereden ve kimden alıyorlar?

Her nedense sözkonusu Kurdler ve Kurdistan olunca, sadece Kurdistan’ı işgali altında tutan devletlerin yetkilileri ve bu devletlere hizmetten başka bir konuda kalem oynatmayan/oynatamayan bilumum “müfekkirleri” değil, nerdeyse dünyanın tümü Kurd milletinin kendi geleceğini özgürce belirlemesine karşı laf etme, Kurdlerin nasıl yaşaması konusunda akıl verme ukâlalağını kendilerinde görebiliyorlar!

Güney Kurdistan bağımsızlık sürecine karşı çıkan devletleri ve çevreleri topyekün bir yaklaşımla aynı kategori içinde mütalaa etmek doğru değildir. İran, Türkiye, Suriye ve Irak’ın bu konudaki tavırlarını da toptancı bir mantıkla tek kalemde yorumlamak doğru değildir. İran bu sürece karşı düşmanca bir tavır sergilerken, Türkiye’den farklı tonlarda sesler gelmekte. Suriye hükümeti kendi sorunlarıyla meşgul, Irak hükümeti ve siyasi çevrelerinden hem karşıt, hem de toleranslı açıklamalar gelmekte.

Aynı şekilde, ABD, Rusya ve Avrupa Birliğinden farklı sesler gelmekte. ABD, Irak’ın birliğini esas alan resmi politikasının iflas ettiğini görmekle beraber, bu gerçeği itiraf edip kabulleneceğine, DAİŞ’le mücadeleyi öne alan bir yaklaşım içinde. Rusya, İran, Suriye ve Irak hükümetleriyle olan yakın ilişkilerine rağmen, bu konuda daha esnek bir tavır içinde… AB’nin sözcüsü konumunda olan Merkel hükümeti ise, Bağımsız Kurdistan adımının bölgede karışıklıklara yol açabileceği varsayımıyla, başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği üyesi ülkelere olabilecek muhtemel kitlesel mülteci akını tedirginliği çerçevesinde Güney Kurdistan bağımsızlık adımına yaklaşıyor...

Duyarlı, yurtsever Kurdistanî çevreler Güney Kurdistan Bağımsızlık Referandumu konusunda, gerek Kurdistanı işgali altında tutan devletlerden ve bu ülkelerin siyasi güçlerinden, bölge devletlerinden ve başta ABD olmak üzere diğer önemli merkezlerden konu hakkında gelen açıklamaları ve yorumları büyük bir ilgi ve titizlikle takip ettikleri için bu konunun detaylarına girip, yazıyı uzatmaya gerek yok.

Neden Kurd olmayan herkes, Kurdlerin geleceği, yaşamları konusunda görüş sahibi  olabiliyor da, bir türlü Kurdler kendi gelecekleri hakkında söz ve karar sahibi olamıyor? Dünyada böyle bir olay görülmüş müdür? Başka, benzer bir örnek var mıdır?

Kimse Tacikistan’ın nasıl ve neden devlet olduğunu sorguladı mı?

Kimse, Qatar’ın neden ve nasıl devlet olduğunu merak etti mi? Qatar devleti kurulduğunda Qatar toplumu devlet olabilmenin ön koşullarına sahip miydi?

Kimse tarihte Irak diye bir millet ve bir devlet olduğunu duymuş muydu? İngilizlerin böyle sun’î (yapma) bir devlet kurmasını kimler nasıl karşıladı?

Kimse (İsrail dahi) Filistin’in devlet olma hakkına karşı çıkıyor mu/çıkabiliyor mu?

Lübnan diye bir ulus var mıydı ki, Fransa Lübnan devletini kurdu?

Bu örnekleri çoğaltmak ve uzatmak mümkündür.

Tekrar konumuza dönelim.

Osmanlı, İran sınırları içinde 1800’lü yılların ortalarına kadar içişlerinde özerk otonom beylikler olarak örgütlenmiş olan Kurd toplumu, maalesef çok ağır bedeller vermekle beraber bu güne kadar devletleşmeyi başaramadı.

Kısaca özetlersek;

1806 Abdurahman Paşayê Baban, 1830-40 Soran Beyi Mir Mehmedê Revanduzi, 1848-50 Botan Beyi Mir Bedirxan, 1880 Seyid Ubeydullah Nehri, 1913-14 Şêx Abdulselamê Barzani, Şêx Şabedin, Seyid Ali, 1919 Qoçgiri, 1920 Şêx Mahmudê Berzenci, 1925 Şêx Said, 1927-30 Agirî, İhsan Nuri Paşa, 1938 Dersim, Seyid Rıza, 1946 Kurdistan Cumhuriyeti, Qadi Mihemed, 1961 Eylül Devrimi Mustafa Barzani, 1976 Mayıs Devrimi, 1979 Doğu Kurdistan… Ve burada sayamadığımız genel ve yerel (lokal) mücadeleler, direnişler, isyanlar, devrimlerle Kurd milleti son 200 yıldır özgürlüğü ve bağımsızlığı uğruna mücadele etti.

Bağımsız Kurdistan mücadelesinin başlangıç tarihini 1806 değil, 1880 Ubeydullah Nehri Hareketi olarak alsak bile, şu anda BM ‘ye üye olan en az 100 devletin kuruluş tarihinden daha eskiye, önceye dayanır Kurdistan bağımsızlık mücadelesi tarihi...

Güney’in bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin detaylarına girmeden bu güne bakalım. Kurdistan 2005 yılında halkoylaması sonucu kabul edilen yeni Irak anayasasına göre Irak Kurdistanı Bölgesel Yönetimi adı altında anayasal federe bir yapıya kavuştu. Maalesef Irak merkezi hükümetleri hiçbir zaman bu anayasaya uymadı. 140. madde uygulanmadı. Kurdistan’ın bütçeden alması gereken pay hiçbir zaman tam ödenmedi. Petrol gaz yasası engellendi ve benzeri sorunlar büyüyerek devam etti… DAİŞ Kurdistan’a saldırtıldı…

DAİŞ saldırılarının püskürtülmesi, Musul ve çevresinden temizlenmesiyle, Kurdistan Başkanı Mesud Barzani’nin çağrısı üzerine bir araya gelen Kurdistan’ın iki köklü partisi KDP ve YNK ile İslami Birlik Partisi ile diğer bütün partiler ve etnik ve dini grupların temsilcileri bağımsızlık referandumunun 25 Eylül 2017 tarihinde yapılması yönünde karar aldı. Bu yönde çalışmaları sürdürmek için Referandum Konseyi kuruldu. Gorran ve Komel bilinen nedenlerden dolayı bu süreçte henüz yer almış değiller…

Kurdistan Parlamentosu’nun kapalı oluşu, hiçbir siyasi tarafın alternatif öneri sahibi olmadığı için görev süresi dolmasına rağmen fiili ve resmi olarak Mesud Barzani’nin Başkanlık görevini sürdürüyor olması, iç tartışmalara neden olmakla kalmayıp, esasında farklı amaçlar ve niyetlerden dolayı bağımsızlık adımını engellemeye çalışan kesimlere de bu durum bahane, gerekçe oluşturmakta…

Elbette parlamentonun açık olması ve bağımsızlık sürecinde gerekli ve zorunlu olan rolünü oynaması konusunda ısrarcı olmak gerekir, ama bu olmuyor diye, bağımsızlık referandumunu engellemek, Kurdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesinin, Kurd milletinin kendi geleceğini özgürce belirleme mücadelesinin ruhuna, amacına ters düşer.

Kurdistanlı  güçlerin detaylar içinde boğularak değil, esas büyük amaca kitlenerek bağımsızlık sürecinde net tavır sahibi olmaları gerekir… Kurdistan davasının, ülkemizin Güney parçasında bu gün gelmiş olduğu düzey, bağımsızlığa evrilmeyi zorunlu kılmaktadır!

Bu ağır sancılar, iki yüz yıllık bağımsızlık mücadelesinin doğum sancılarıdır!

Kurdistan’ın bağımsızlığı, zamanı çoktan beri geçmiş olan, gecikmiş bir doğumdur!

Bu doğumun ağır sancılara, komplikasyonlara neden olması, erken doğumdan değil, tam tersine doğumun gecikmiş olmasından dolayıdır!

‘’Zamanı değil’’ diyenlere verilecek tek bir cevap vardır o da;

Bu doğum, gecikmiş bir doğumdur!

Bütün komplikasyonlara rağmen bu doğum olacaktır!

Bu doğumun daha fazla gecikmesi, geciktirilmesi; Kurdistan Ana’nın varlığını riske etmekte, Kurd milletinin geleceğini tehlikeye atmaktadır!

Bu yazı toplam 492 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Rupela Nu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.