• Diyarbakır 20 °C
  • Batman 17 °C
  • Şırnak 15 °C
  • Stockholm 16 °C
  • Van 13 °C
  • Mardin 16 °C

PAK Çalıştayı’nda öne çıkanlar

Mehmet Gül

Orta-doğu ve Kürdistan’da uluslararası nitelikte önemli gelişmelerin yaşandığı bir konjonktürde PAK, 7 Mayıs 2017 Pazar günü Diyarbakır’da 1.Olagan Çalıştayını coşkulu ve kitlesel bir katılımla gerçekleştirmiş oldu. Gerek yapmış olduğu tespitler ve gerekse kongreye önerdiği karar taslaklarıyla Çalıştay, bundan sonra PAK’ın izleyeceği siyasetin parametrelerini gayet net bir şekilde ortaya koydu.

Kürdistan’ın dört parçasından hemen hemen tüm partilerin temsilcilik düzeyinde ya da mesaj göndermek suretiyle katılım gösterdiği Çalıştayımız, bu yönüyle de PAK’ın ülke düzeyinde önem ve değerinin somut bir göstergesi olmuştur.

Çalıştayımız, Türk siyasal sistemi ve yönetim biçiminin değiştiği koşulların hemen ardından gerçekleşti. Kuşkusuz bu bir tesadüf değildi. Çalıştayımız, belirlemiş olduğu eğilim ve hedeflerimizin net ve anlaşılır olması için Referandum sonrasını özellikle seçti. Tespit etmiş olduğu süreç ve önüne koyduğu yeni görevler, geride bıraktığımız Referandum sürecinin tecelli ettiği koşullara göre şekillenmiştir. Bir başka ifadeyle PAK, hem siyasal sistemini hem de yönetim biçimini değiştiren T.C karşısında nasıl bir siyaset izleyeceğinin cevabını, bu Çalıştayda ortaya koyduğu strateji ve taktikle vermiştir.

Açık ki Türk Devleti, nispeten demokratik bir ortamın da imkan vermesiyle, derinlerden gelen Kürt volkanının sesini duydu ve daha 7 haziran seçimlerinden önce bunun önlemini almak ve kendisini yeniden tahkim etmek için yeni stratejiler belirleme ihtiyacı hissetti. Kürtleri siyasetin, sivil ve demokratik mücadelenin dışına itmekte ifadesini bulan bu strateji, özellikle 7 Haziran Seçimlerinde %10’luk barajın aşılmasıyla ortaya çıkan tabloyla daha bir netleşen ‘Kürt tehlikesi’ karşısında yürürlüğe kondu. Yeniden başlatılan savaş ve çatışma siyaseti, bunun ilk adımını oluşturdu. ’Anti-Kürt’ mantaliteye sahip Türk Devleti, Kürtlerin her kazanımını bir tehlike olarak gördüğü için, denilebilir ki ‘genel baraj’ niteliğindeki ‘Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ne geçmeyi kendi bekası için tek çare olarak gördü.

Bu yönetim biçiminin ne olduğu ve bizim açımızdan ne ifade ettiği gayet açıktır. Ancak her olumsuzluğun olumluya çevrilebilecek bir ikincil tarafı mutlaka vardır ve 16 Nisan referandumunda ortaya çıkan tablo, kendi iç ittifakını sağlaması durumunda Kürtlere ciddi kazanımların yolunu açan böylesine yeni bir yol da göstermiştir.

Çalıştay, bu yeni süreçten kazançlı çıkmamızı sağlayacak ilk adım olarak, kendi ülkemizde iktidar olmayı, ulaşılması gereken ilk hedef olarak belirlemiştir. Kürdistan’da istisnasız her alanda kendimizi yönetmek için bütün idari alanlarda inisiyatif almak, başarmak ve Türk Devletini eşitlik temelinde yeni bir siyasal yaşama ikna etmek için hem yeni bir hedef hem de yeni bir yoldur bu. Bu yol, seçim barajını aşmak ve yerelde iktidar olmanın imkanını oluşturmak için bütün siyasal hareketlerin ortak akılla hareket etmesinden geçer. Her bir siyasal hareket kendi hedeflerinden vaz geçmeden, devletin ördüğü yeni engeli aşmak için birlikte hareket etmenin gerekli olduğunu görmelidir. Mevcut değişiklikler neticesinde yürürlüğe girecek olan Türk Tipi Başkanlık Sistemi, aslında, güçlerin birliğine dayanan, anti demokratik, var olan cari demokratik hakları da ortadan kaldıran bir rejimdir ve bunu aşmanın en etkin çaresi de yerel yönetimlerde iktidar olmaktır!

Çalıştayın vermiş olduğu bir diğer mesaj, yaşamakta olduğumuz konjonktürde giderek sona doğru yaklaşan yeni statükonun belirlenmesine ilişkindir. Suriye’de saflar netleşiyor. Her gün biraz daha oluşacak yeni statükonun köşe taşları belirginleşiyor. Güney Kürdistan’da iki büyük parti Referandumun yapılması konusunda görüş birliğine vardı. Diğer siyasal yapıların da bu açıklamaya destek vermesi, Güney’de beklenen gelişmenin kuvveden fiile ineceğinin açık göstergesidir. PAK, gerek Referandum konusunda gerekse referandumda kullanılması gereken oy konusunda siyasal eğilimini bir kez daha ortaya koydu ve Çalıştay eğilimiyle bundan sonra izleyeceği siyasetin köşe taşlarını belirlemiş oldu. PAK Güney’deki referandumu, kaderimizin bütünü konusunda önemli bir merhale olarak görmekte ve kendisini bizzat çalışmanın sahibi olarak görmektedir. Referandum tarihinin net olarak belirlenmesinden sonra PAK, Güney’deki referandum konusunda bütün enerjisiyle halkının temel çıkarları doğrultusunda hareket edecek, bu konuda yapabileceği ve yapması gereken her konuda birincil dereceden faaliyet içinde olacaktır. Güney’deki referandum PAK’ın destek olacağı değil, bizzat kendi çalışması addedip bilfiil bağımsızlık yönünde faaliyet göstereceği ulusal bir görev niteliğindedir. Çalıştayda genel kabul gören bu tespit ve eylem biçiminin etkin bir şekilde devreye girmesi için, kendisini bu konuda sorumlu hisseden bütün kişi, kurum ve siyasal yapılarla birlikte hareket edilmesi gerektiğinin altı önemle çizilmiştir.

Bu anlamda PAK, hem Kuzeyi etkileyen T.C şartlarını hem de bütün Kürdistanı etkileyen uluslararası güçlerin yeni manevralarını tahlil ederek izlemesi gereken yeni siyasetin parametrelerini Çalıştay eğilimiyle ilan etmiş oldu. Bütün taraflar yeni bir siyasetin rotasını belirlerken PAK, Kürdistan halkının seçeneksiz olmadığını, bundan böyle kendi geleceğini belirleme iradesine sahip olduğunu net bir şekilde ortaya koymuş ve takipçisi olacağını beyan etmiştir.

Bu tutum, kuruluş günlerinde olduğu gibi bütün tarafların yeniden mevzilendiği günümüz şartlarında da oldukça önemli ve Kürdistan halkı adına umut vericidir. Kuruluşundan itibaren nerde durduğunu, ne istediğini ve nasıl bir yöntem izleyeceğini tartışmaya yer bırakmayacak netlikte ortaya koyan PAK, 1.Olagan Çalıştayı ile adeta kuruluşunun doğal uzantısı olan köklü bir adım daha atarak iddiasının sahibi olduğunu ortaya koymuştur. Çalıştayımız, kurulduğumuz gün tespit ettiklerimizi ve önerdiklerimizi, değişen şartlara rağmen yeniden formüle ederek yeniden ortaya koymuş bulunmaktadır.

PAK, sadece şartları ve bu şartlarda izlenmesi gereken siyaseti değil, bu siyasetin başarısı için neler yapılması gerektiğini de Çalıştay eğilimiyle tescillemiştir.

Her halk, başarıya ulaşmak için mücadele eder fakat halk tabakalarının muhtelif kesimlerinin eğilimlerinin temsilcisi olan siyasal partiler bunun ötesine geçerek, yürüyecekleri yolu kısaltmak, zahmetleri azaltmak, kısacası aklın yolu icabı hareket etmek durumundadırlar. Bu anlamda PAK, bütün siyasal yapıların yapması gerekenler konusunda da kimi önemli önerilerde bulundu. Bütün partiler için tartışılmaz görev, ülke ve millet gerçekliği bilinciyle hareket etmek ve vatan toprağına sahip çıkmaktır. Hiçbir siyasal çıkar, bu ortak amacın üzerinde olamaz ve hiçbir siyasal yapı kendi siyasal çıkarlarını ortak ulusal çıkarların önüne koyamaz. Bu anlamda Güney’in bağımsızlığı ve Güneybatı’nın Kürdistani temelde federal yeniden inşaası bütün güçlerin savunması gereken ortak amaçtır. Bu alanlarda söz sahibi olan güçlerin alacağı kararlar, eleştiri hakkı saklı kalmak kaydıyla, ulusal çıkarlara aykırı olmadığı müddetçe desteklenmeli ve hiçbir güç bir diğer bölgenin meşru ve yasal yönetimi hilafına aksiyon içinde olmamalıdır. Aynı şekilde, kendi bölgelerinde hakim olan güçler, diğer ulusal güçlere karşı düşmanlık yapmamalı, onlarla birlikte ulusal davanın başarısı için çalışmanın bir yolunu mutlaka bulmalı, kazanımların korunmasını ulusal bir görev olarak benimsmelidirler. Bu keyfi değil, ortak davanın gerektirdiği mecburi bir görevdir.

Ve nihayetinde Çalıştay, artık sürdürülemez olan günümüz savaş siyasetinin sona erdirilmesi için de aktif taraflara çağrıda bulunmuştur. Sorunun üreticisi olan, siyaset yapma biçimi ve yönetim tarzı itibariyle neredeyse tümüyle anti-Kürt mevzide kendisini tahkim eden Türk Devletini, Kürt halkının uyanışı karşısında tercih ettiği savaş siyasetinden vaz geçmeye, bir hayli zor olsa da girmiş olduğu yanlış yoldan bir an önce çıkmaya, bütün dünyada izlenen barışçıl yöntemlerle çözüm öneren Kürt ulusal hareketiyle masaya oturmaya çağırmıştır. PKK’nin de izlemiş olduğu politika nedeniyle Türk Devleti’nin çatışma ve çözümsüzlük siyasetine elverişli bir zemin yaratan çatışma siyasetinden vazgeçmesi şarttır. Umulur ki gerek Türk Devleti ve gerekse PKK, daha fazla gecikmeden Çalıştayın sesine kulak verir ve barışçıl yöntemlerin denenmesi konusunda ikna olsunlar.

Gerek tespitleri ve gerekse önerileriyle yaşamakta olduğumuz konjonktürde yol gösterici kararlarla sona eren Çalıştayımız, başarılı bir Kongre sürecinin tamamlanması bakımından gerekli olan alt yapıyı hazırlamıştır. Bu Çalıştayda sadece nitelik olarak değil, nicelik olarak da genişleyen PAK, Kongreden sonra daha da büyük bir umut haline geleceğinin işaretlerini de vermiştir. Kararlı, ısrarlı ve her alanda uyumlu bir çalışmanın sürdürülmesi durumunda, coşkulu ve kitlesel katlımın da göstermiştir olduğu gibi, Çalıştayın tespit ettiği hedeflere ulaşmak hiç de hayal değildir.

13.05.2017

Bu yazı toplam 2144 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Rupela Nu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.