• Diyarbakır 16 °C
  • Batman 17 °C
  • Şırnak 16 °C
  • Stockholm 9 °C
  • Van 9 °C
  • Mardin 16 °C

Hileli Nüfus Sayımı ve Türkiye’nin Kerkük - Musul iddiası

Şaban Aslan

Sırası geldiğinde, Türk yöneticileri halen Kerkük ve Musul’un Misak-ı Milli sınırları dâhilinde olduğunu iddia ediyorlar. Bu iddia tamamen gerçek dışı olan bir tezdir. Misak-ı Milli olayı son Osmanlı Mebusan meclisinde alınan bir karardır. O tarihte İtilaf Devletleri tarafından İstanbul işgal edilmişti. Osmanlı Mebusan Meclisi kendiliğinden kapanmadı. Çünkü İtilaf devletleri bütün yetkileri ellerine almışlardı. Eğer İttihat ve Terakki Partisi’nin gücü olsaydı düşmanlarına karşı savaşacaklardı. Savaşamadıkları gibi, gece yarısı memleketi terk ederek kaçtılar. Lider kadrosunda yer alanlar her biri ayrı bir yerde öldürüldüler. Milletini ve memleketini terk ederek kaçanların aldıkları kararlar nasıl geçerli oluyor. Balkan ülkeleri ve Arap ülkeleri ne oldu? Niçin o ülkeleri de Misak ı Milli olarak kabul etmiyorsunuz. Çünkü Musul ve Kerkük Kürtlerin toprağı olduğu için hak iddia ediyorsunuz. Bu bir hayal ürünüdür. Kendiniz söylediklerinize inanmıyorsunuz. Boş ve yalan sözlerle kendi milletinizi kandırıyorsunuz. İttihat ve Terakkicilerin, getirdikleri ırkçılık, Osmanlı Devletinin temeline konulan tonlarca ağırlıktaki patlayan dinamitten farkı yoktur. Mustafa Kemal nutukta açık olarak yazıyor. Kuvvetimizle aldığımız topraklar ve çizdiğimiz sınırlar Misak-ı Milli’dir. Yine herkes çok iyi biliyor ki, Mustafa Kemal, Musul petrollerinin %10 Türk hissesini 500.000 Sterlin karşılığında, İngilizlere sattı.

İttihatçılar, milleti, geri dönüşü olmayan bir felakete sürüklediler. Bu tezi savunanlar İttihat ve Terakkicileri destekliyorlar demektir. Hitler altı milyon Yahudi’yi katıl etti hepimiz Hitlerin akıbetini biliyoruz.

İngiliz işgali döneminde 1919 ve 1921 yıllarında İngiliz Siyasi Servis Subayları Türklerin ve Arapların görevli memurlarıyla beraber ve aynı tarihte Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Erbil vilayetlerinde yaptıkları nüfus sayımların resmi belgeleri halen kayıtlarda var.

İngiliz Siyasi Servis Subayları, Arapların nüfusunu, Türk memurları Türkmenlerin nüfusunu, Arap memurları Arapların nüfusunu fazla yazıyorlardı. Kürtlerin bu dört vilayetlerinde nüfus sayımları yapıldı. O günkü nüfus sayımıyla görevli olan memurlar tarafından yapılan nüfus sayımları dikkatle incelendiği zaman dinlere ve milletlere göre yapılan nüfus sayımlarıdır. Her dönemde olduğu gibi o dönemde de Kürtler kimsesiz yetim çocuk muamelesini gördüler. Halen Kürtlere yetim çocuk muamelesini görmek isteyen bazı devletlerin yöneticileri var. Üç ayrı devletin, görevlendirdiği memurların nüfus sayımında yazdıkları rakamlar birbirinden çok farklı olan rakamlardır. Bu da gösteriyor ki görevli olan memurlar doğru ve dürüst bir nüfus sayımı

yapmadıkları ortaya çıkıyor. Kürtlerin temsilcileri olamadığı halde yapılan hileli nüfus sayımlarında Kürtlerin ezici bir çoğunluk oluşturduğu o tarihte meydana çıktı.

İngiliz Siyasi Servis subayları 1919 da nüfus sayımları yaparken milletlere göre değil, dinlere göre yapmışlar. 1921 de yapılan nüfus sayımları dinlere göre değil milletlere göre yapıldı. 1919/ 1921 yıllarında Güney Kürdistan’da yaşamakta olan, Ezidiler Kürt oldukları halde her iki nüfus sayımında da ayrı olarak yazıldılar. Kürtlerin nüfuslarını az göstermek için hileli sayım yaptılar.

1919 ve 1921 nüfus sayımlarının sonuçları “Milletler Cemiyeti tarafından 30 Eylül 1924 tarihinde oluşturulan komisyonun raporunda vardır. Kimsenin bunu inkâr etmeye hakkı yoktur.(*)

Bu yakın tarihe kadar Diyarbakır şehir merkezinde Yahudiler vardı ve ticaretle uğraşıyorlardı. “Halk onlara Cuhud diyordu”

Diyarbakır ve Mardin’de halen Ezidiler yaşıyorlar. Köyleri vardır. Köylerine gittim. Kendileriyle görüştüm. Gayet mütevazı insanlardır. Saygın ve misafirperverdirler. Dinleri Şemsidir, yani Zerduştidir. Peygamberleri Zerdut’tir. Kürtçe konuşuyorlar ve Kürt’türler. Kürtlerin bütün geleneklerini taşıyorlar. Dünyada ilk defa Allah’ın varlığını ve birliğini kabul eden Zerduşt’tir. Bana inanmıyorsanız dürüst olan İslam alimlerine sorun?

Türkiye’de bazı yazar, çizer takımları, yüz yıla yakındır, Kürtlerle ilgili, siyasi iktidarlara yol haritasını çizerek göstermeye çalışıyorlar. Gün geçtikçe bu tür yazar ve çizer takımı artıyor.

İkinci Körfez Savaşından sonra, Kürtlerin elde ettikleri bazı temel hakların ellerinden alınması için, bu günkü bazı yazarlar şaşkınlıklarından dolayı, Kürtlerle ilgili ne kadar bir yazı yazdıkları zaman ırkçı ve şoven duygularını bir türlü gizleyemiyorlar.

Uluslararası sivil toplum örgütlerin veya sıradan bir yazar Irak veya Kürtlerle ilgili bir demeç verdiği zaman veya bir yazı yazdıkları zaman “ o demeçlerin veya yazılan yazıların nasıl tercüme edildiğini bilmiyorum.” O demeçleri ve o yazıları ileri sürerek, kendi düşünceleri doğrultusunda Kürtlere hayat hakkını vermemek için ellerinden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorlar. Çok ayıp…

Türkiye’de bir köşe yazarı yazdığı yazıda belirttiğine göre, Uluslararası Kriz Grubu başkanı Hollandalı Joos Hiltermann Irak’ın geleceği ile ilgili bölgede yaptığı incelemeler sonunda, özellikle Kerkük’le ilgili bir rapor hazırladığını yazıyor.

Bu rapor 26 Ocak 2005 tarihinde yayımlanıyor. Özü şudur:

Kerkük her an patlamaya hazır bir barut fıçısı durumunda (...........) Joos Hiltermanın yazdığı raporda şu talihsiz cümleyi kullanmış: Kürtler, Kerkük’ü yönetmeye başladıkları zaman, Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasında silahlı bir çatışma çıkacaktır. Böyle bir durumda Türkiye’nin müdahale edeceğini raporda yazılı olduğunu belirtiliyor. Başka bir köşe yazarı aynı günkü gazetede

daha ileri giderek, Irak’ta savaş kaçınılmaz diye yazıyor. Türkiye’de bir generalin yaptığı konuşmaya yer vererek konuşan generalin, Amerika, Güney Kürdistan ve Irak yöneticilerine dönük bazı uyarılarda bulunduğunu yazıyordu.

Yalanla kimse bir yere varamaz. Açık yazıyorum. Kürtler ve Türkler birbirilerini çok iyi tanıyorlar. Güven önemlidir. Türkler güvenirliğini yitirmişler. Bir Kürt olarak Türk yöneticilerine güvenmiyorum. Bazıları açık olarak diyorlar yanlış yaptık. Üç, beş yıllık bir yanlışlık olsa af edilir. Ama yüz yıl boyunca bir millete karşı devletin bütün imkânlarını kullanarak her türlü şiddet uygulanıyorsa buna yanlış denilmez…

Dünyanın en büyük gücüne sahip olan Amerika’yı generaller yönetmiyor. Siyasal iktidar yönetiyor. Türkiye’de de savaş kararını generaller vermiyor. Meclisten güvenoyunu alan siyasal iktidar, meclisin kararıyla savaş kararı alıyor. Meclisten çıkan karar üzerine generaller, askerlerle beraber cepheye gider ve savaşırlar.

Türk yetkilileri diyorlardı, Irak’ta üç buçuk milyon Türkmen var. 30 Ocak 2005 tarihinde seçimler yapıldı. Üç buçuk milyon dedikleri Türkmenler seçimde bir varlık gösteremediler. Nisan 2005’te yapılan kongrede Türkmenlerin ikiye bölündüğünü gördük. Bir grup Türkmenler, Kürtlerin yanında yer alarak kendi bayrağını indirip, kendi parti binalarına Kürdistan Bayrağını çektiğine şahit olduk. Bu olay, Kürtlerin ne kadar demokratik davrandığının bir göstergesidir. (Türk medyası bunu itiraf etti.)

Kemalist yazarların yazılarından anlaşılıyor ki Türkiye’yi yöneten siyasal iktidar, hiç düşünmeden Hollandalı Joos Hiltemann verdiği raporu dikkate alıp bir an önce hareket ederek, Güney Kürdistan’daki Kürtlerle savaşa girmesini istiyorlardı.

Savaş basit bir olay değil. Savaşta insanlar öldürülüyor. Tansu Çiller Başbakan koltuğunda oturduğu zaman çok sık şu cümleyi kullanıyordu: Memleketim için her şey yaparım... Cudi Dağında asker olan fakir fukaraların çocukları, PKK gerillalarıyla savaşırken ve ölen askerlerin bayrağa sarılı cenazeleri anne ve babalarına teslim edildiği zaman, ancak o anne ve babaların ne kadar acı çektiğini onlar bilirler. Onların dışında kalan kimseler evlat acısının ne kadar zor olduğunu bilmiyorlar…

İşte o dönemde Tansu Hanımın oğlu havuz başında mini etekli genç kızlarla dans ederek askerliğini yapıyordu. Ve Türkiye’de yaşayan bütün insanlar bunu görüyordu. Dürüstlük bu mu dur? Niçin oğlunu Cudi dağına göndermedin? O günlerin Başbakanı Tansu Hanım...

 

 

Musul vilayeti nüfus sayım cetvelidir.

 

Türk memurlarına göre--------Arap memurlarına göre------İngiliz Siyasi servis subaylarına göre

Kürt nüfusu: 140.000-----------87.900---------------------- 149.820

Türk nüfusu: 35.000------------9.757-------------------------14.895

Arap nüfusu: 28.000---------119.537-----------------------170.663

Hıristiyan nüfusu: 31.000----------54.934-------------------------57.415

Yahudi nüfusu: 18.000-----------3.579---------------------------9.665

 

Musul vilayetinin nüfus sayımında, Türk memurları-Türklerin nüfusunu fazla yazmışlar. Arap memurları Arapların nüfusunu fazla yazmışlar. İngiliz Siyasi Servis Subayları, Arapların nüfusunu fazla yazmışlar. Yukarıdaki rakamlar açık olarak gösteriyor.

Erbil, Kerkük ve Süleymaniye nüfus sayımında ki ortak listeye göre aşağıda yazıyorum.

Erbil : Kürt nüfusu: 77.000---Arap nüfusu :5.100---Türk nüfusu: 15.000---Hıristiyan nüfusu: 4.100

Yahudi nüfusu: 4.800

Kerkük: Kürt nüfusu: 45.000---Arap nüfusu: 10.000---Türk nüfusu:35.000---Hıristiyan nüfusu: 100

Yahudi nüfusu: 1.000

Süleymaniye: Kürt nüfusu: 152.900---Arap nüfusu:----Türk nüfusu: 1.000 Hıristiyan nüfusu: 100

Yahudi nüfusu: 1.000

Not: Yukarıda yazdığım nüfus sayımı 1921 nüfus sayımında ki milletlere göre yapılan nüfus sayımıdır.

* 53. Dip not: Musul, Kerkük sorunu ve Kürdistan’ın paylaşımı. Med yayınları ikinci baskı 1991 Sayfa:82

Bu yazı toplam 560 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Rupela Nu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.