• Diyarbakır 15 °C
  • Batman 13 °C
  • Şırnak 18 °C
  • Stockholm 4 °C
  • Van 8 °C
  • Mardin 20 °C

Balkan ve Kafkas Muhacirlerinin Türklüğü

Balkan ve Kafkas Muhacirlerinin Türklüğü
Cemal Özel

Balkan ve Kafkas Muhacirlerinin Türklüğü ve devletçiliği Türkiye`de Arnavut, Boşnak, Sırp, Bulgar, Makedon, Romen, Pomak, Balkan, Çerkez(Adige), Abhaz, Çeçen, Tatar, Karapapak, Terekeme v.s. kökenli Kafkas muhaciri topluluklar yaşamakta ve bunlarin ezici çoğunluğu ise Türkçü ve devletçi dünya görüşünü savunmaktadır. Bu yüzden Türk ve devletçi olmayanlara karşı genellikle hasmane bir tutum içerisindedirler...

Böyle davranmalarının sebebi ise tarihi ve siyasi arka planının bulunmasıdır... Osmanli Anadolu`da ufak bir beylik(prenslik) iken batıya yani Trakya`ya yayılmaya başlayarak genişlemiş ve büyüme kaydetmiştir. Ana idoloji islam olmakla beraber, savaşlarda elde edilen ganimet ve toprak, pek çok hristiyanın Osmanlı safinda savaşmasını sağlamıştır. Mesela Mihail ve Evranosoğulları gibi.....

Bu kimseler bir iki kuşak sonra müslümanlaşarak ve Türkleşmişlerdir. Bunun yanında esas olarak Osmanlı'nın Trakya`yı ele geçirmesi, (ki, Balkanların bir parçasıdır) "devşirme" kurumu ile beraber yoğun bir islami asimilasyonun yaşanmasını sağlamıştır. Balkanlarda Yunan ve Slav halklarından devşirilenler askeri ve sivil bürokraside kullanılarak devletin omurgasını oluşturmuş ve bu sistem 19. yüzyıla kadar devam etmiştir. Tam da bu yüzden "Osmanlının hinterlandı Anadolu degil, Balkanlardır"... Osmanlı Hıristiyan halkların bir kısmının dinini idari veya dolaylı ekonomik ve toplumsal baskılar yoluyla zorla değiştirmiştir. Kimi "gönüllü gibi" görünen din değiştirmeler hakim dini toplumla ( Osmanlı) bütünleşme arzusu olarak okunmalıdır Çünkü bu ekonomik, siyasal ve toplumsal olarak avantaj sağlıyordu . Mesela cizye vergisi, haraç ve ayrımcılıktan kurtulma, devlet yönetiminde yer alma ve dahası siyasi kariyer yapma, islami bir devlette ayrıcalıklı olma hakkı v.s. gibi....

Böylece müslüman olmuş bu Türk olmayan kişi ve toplumlar Balkanlarda elit kesimi oluşturmuş ve Osmanlıya sadakat göstermiştir.... Hıristiyanlıktan ayrılmayıp müslüman olmadıkları için, Osmanlıdaki müslüman olmayanların pek çoğu gibi, hukuki ve başka türlü ayrımcılığa uğrayanların torunları islami kabul edenlerin torunlarını kendi ulus ve ırklarına ihanet eden fırsatçılar olarak görmüşlerdir. Balkanlarda milliyetçilik gelişmiş ve sonucunda işgalci olan zorba ve zalim Osmanlıdan kurtulmuşlardır.

Bu süreçte islamı kabul etmemiş toplumlar, müslümanlaşmış ahaliye pekte hoş gözle bakmam ışıklarda..... Artık Balkanlarda tutunamayan bu kesimler yavaş yavaş 19. yy. sonlarına dogru Trakya ve Anadolu`ya gelmeye başladılar ve bu göç Cumhuriyet döneminde de hızlı bir şekilde devam etmiş, nufus mübadelesi dahi yapılmıştır..... Kafkas göçleriyse daha cok 19.yy. Osmanlı'nın Rus savaşlarında yenilmesi sonrasında Kafkaslardan güneye dogru gelen Rus baskisi ile baslar.

Osmanlını devşirme sistemini kaldırması ile ortaya çıkan asker toplama sorunu, Balkanlardaki müslümanların sayıca azlığı sebeblerinden dolayı Osmanlı'nın Çarlık Rusyasından Müslümanların göç etmesine izin vermesi/göç ettirmesini istemesi ve yapılan göç antlasması sonucu gelenler ve bunlara artı olarak 20. yüzyılın ilk çeyreğinde gelenler Anadolu ve Kürdistan`in demografik yapısını bir hayli değiştirmiştir.

Türk milliyetçiliğinin ana kadroları Balkan veya Kafkas kökenli yada rahleyi tedrisatını Balkanlardan almış insanlardan oluşmaktaydı. Doğal olarak bu kadrolar 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyet`inde ise elit kesimi oluşturmaktaydılar. Dolayısıyla bu avantaj ile Balkan-Kafkas muhacirleri genellikle yeni memleketlerinde pozitif ayrıcalıklara sahip olmuş, ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak korunup kollanmış, akabinde askeri-sivil bürokraside yoğunluklu yer almaları sağlanmış, ticarette birincil derecede yer almışlardır....

Gayrimüslüm olarak adlandırılan Hristiyan, Yahudi ve daha sonra katledilen veya yerlerinden sürülen Kürdlerin malk-mülkü bunlara verilmiş ve bu kesimler hatırı sayılır bir servet veya mal-mülke sahip olmuşlardır. Tamda bu sebeplerden dolayı çoğunluk ile gönüllü bir asimilasyon süreci yasamış, dil ve etnik kimliklerini bırakmış Türk-Türkçe ve devlete sarılmışlardır...

Bu haber toplam 544 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Rupela Nu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.