• Diyarbakır -1 °C
  • Batman -2 °C
  • Şırnak -3 °C
  • Stockholm -2 °C
  • Van -7 °C
  • Mardin -3 °C

25 Eylül’ün sosyolojisi

25 Eylül’ün sosyolojisi
Yaşar Abdülselamoğlu

Sosyoloji için esas olan referandumun kendisidir, hakkında koparılan tüm siyasi, hukuki gürültülerin önemi çok az. O ancak referandum eylemine motivasyon için yeni bir mana vermişse, kıymete geçer. Daha önce bunun oy oranına etki olasılığını yazdım. Tehditler sonrasıyla oluşan ve referandumun anlamını etkileyen bir faktörü de ekliyeyim: Referandum Kürdistan Bölgesi’nin Irak’tan ayrılarak bağımsız devlet olma olayı iken, Kürtlerin genel olarak üzerlerindeki tüm tahakküm pratiklerine karşı bir özgürleşme olayına dönüştü.

Ortadoğu 25 Eylül’de olağanüstü sahilikte bir gün yaşadı, bunun rasyonel okunması sonra olacaktır. Şimdi panik atak önde..

Kürtler devlet kurmaya karar kıldı. Bu karar her kürdün bireysel sorumluluk alması ile oldu. Mürekkepli parmağını kameraya gösterenler sıradan bir oy kullanmayı değil, tarihi bir kararı kişi olarak üstlenmişliğinin muazzam sorumluluğunu yaşıyordu.

Tv kanalları yüzlerce, binlerce vatandaşın duygularını, düşüncelerini canlı olarak verdi, yaşanan çoşkuyu, arkasındaki anlamı anlamak için fazlasıyla “amprik veri” ortaya koydu

“Bugün doğduk”

“Bütün hayatımız bu gün içindi. Bütün çabalarımızımı böyle bir gün için çektik.”  “Çoşkulu bir katılım oranı Allah’a çok şükür, çok büyük bir mutlulukla geçiyor. Her gelen büyük umutlar, istekler ve dileklerle geliyor.” “Her yerde govendler, ahengler organize oluyor.  Duhok halkı, Zaholular, Erbil, Süleymeniye, Kerkük, Halepçe mutluluk karnavalı var. Hem kendi adıma, ailem ve çocuklarım, hem de bütün Kürtler adına, kendi kanımla oyumu kullandım. Bu ‘bizimdir’ bu bizim bağımsız varoluşumuzun günüdür. Hiçbir gün bugün olduğu kadar kendim olmadım. Kürdistan’ın bağımsızlığını dünyanın tüm Kürtlerine armağan ediyorum. Artık bizim kendi devletimiz olacak, o bizim olacak, bizimle birlikte kardeş olan herkesin, kimse artık üzerimizi çiğneyemeyecek. Biz bunu hak ettik, çok hak ettik. Bu karar varolmanın kararıdır.”

“Kürt milleti kahraman ve yiğit bir millet olduğunu gösterdi; özgürlük ve kendini idare etme rüştünü ispatladı. Bugün Kerkük ve Kelar bütün şehirleri selamlıyorum. En güzel gündür, İnşalalah başarılacaktır.” “Her şey Kürdistan’ın bağımsızlığı için sadece bağımsız olalım yeter.” “Kerkük bugün mutludur, Kerkük, bugün ‘Evet’ diyecektir.”

“Bu her Kürdün hayaliydi. Bu tüm Kürdistan’ın, 4 parçanın şehitlerinin günüdür. Bu günü anlatmak imkansızdır.” “Dünyada Kürtlerin gözü bugün Kürdistan’da idi, Kürtler birlikte olsun ne olursa olsun” “Piroz e, piroz e, (Kutsaldır, kutsaldır). Bugün için hizmeti olan herkese sınırsız müteşekkirim. Bugün Kürdüz, sadece Kürt, Kürtlüğü yaşadık, daha iyi insanız bugün, herkesle kardeşiz, bugün, bunu yaşatanlara canım kurban, onlara selamlar.”

Her şeyden önce bu yeni durumu iyi anlamak gerekiyor. Aylar öncesi “hipotezlerin”; bir, Kürtlerde ulusallık demokratikleşme olarak yaşanıyor; ikincisi ise, bu durum, şimdiye kadar ki ulusallığı yaşama kültüründen farklı bir şekilde yaşanıyor. Bu hipotezlerim, Kürtlerin sosyal olanı inşa etme, medeniyet yaklaşımına dair savunduğum bir ana teze dayanır; Kürtler esası itibariyle toplumsal olanı, ağır, alttan gelen dalga, tedrici inşa yoluyla kuruyorlar. Jakoben dayatıcılık, siyasi iradenin bir ‘çete’ tarafından zorla dayatılması ve devletten, ordudan gelen, üstten kurguyla toplumsal olanı inşa etmek Kürtlerde zayıftır. Sözünü ettiğim bu ana paradigmatik düşüncenin geçerlilik argümanını 25 Eylül günü bütün açıklığı ile izledik. Not ettiğim bütün “değerlendirme” ve günü anlamlandırmalar bu tez için bir argüman özelliğindedir.

Ulusallık da, o gün böylesi tarihi bir şölene dönüştü. Bu ulusallık türü, poizitif bir ulusallıktır, hatta hiç bir şekilde, aşırı ve düşman üzerinden kendisini inşa eden öznel iradi, dayatıcı ve söylemin gücüyle üretilen milliyetçilik değildir. Kürdü Kürt olduğu için kendisini yaşamaya yönelik iç-yönelimli bir kimlik arayışıdır. Dış-yönelimli, başkalarına düşmanlık yaratan değil. Kürtlerin istilası, hele başkalarını temizleme olayı hiç değildir, kardeşleşme olayıdır, kendisini özgürce yaşama olayıdır.

Ulusallığın demokrasiyi inşa etme sosyolojik dinamizmine sahip olduğunu söyleyen klasik sosyoloji 25 Eylül günü yeniden kendisini haklı ve geçerli çıkardı. Ulusallığın kötü yanları, ona içkin değildir, onun yaşanış biçimiyle, onun ideolojik olarak aşırı irrasyonel ve mitolojik dayatmalara esir kalmasıyla alakalı bir şeydir. Kürtlerin Kürdistan Bölgesi’nde yaşadıkları ‘milliyetçiliği’ sosyolojik milliyetçilik ya da metodolojik milliyetçilik olarak görüyorum. Toplumlar için ulusallığı pozitif bir kültürle yaşamak modern toplum ve çağdaş medeniyetin inşası için tarihsel temel kurucu bir işleve sahiptir. Kürtlerdeki ulusallığın demokrasi ürettiğini görmek gerekiyor. Ulusallık içe dönüktür, dinle daha rasyonel ilişkiler içinde gerçekleşmektedir, bu eninde sonunda siyasi diyalog için imkana dönüşüyor. Kürtler, Kürt siyaseti, kendi medeniyet yaklaşımlarının, sosyalden inşa olayının mantığına göre hareket ettikleri her zaman uzlaşma yoluna gireceklerdir. Çünkü, sosyal olanının esası diyalogtur.

Erbil’de, Süleymaniye’de, Kerkük’te bir demokrasi ve ulusallık şöleni oldu. Kürtler toplumsal olarak ve birey devlet olma kararı verdiler. Bu olay bölge için yeni bir kültüre işaret etmektedir. Referandumu hukuki, siyaseti, embargo vs. gibi tavırlarla speküle edecek yerde, ulusallığın bir kardeşleşme ve mutluluk olayı, özgürleşme ve normalleşme olayı olarak yaşanmasının anlamını görmek gerekiyor.

Dünya, referandumun bu yanını görmek, anlamak zorundadır, buna lakayıt kalınamaz. Hele sosyal bilimciler hiç.

Çevre devletlerinde kültürel pozitif dalgaya karşı ekonomik ambargo uygulamaya başlamalarının Kürtler üzerindeki pozitif etiklerini gelecek yazıya bıraktım.

Referandumun bahsini ettiğim sosyolojik doğası Kürtler için en büyük jeopolitik sermayedir. Bu sosyolojik sermaye her türlü olumsuzluğu yumuşak güç olarak alt etmeye müktedirdir.

Bu haber toplam 255 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Rupela Nu | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.